Main Menu

Sanatın modern hali

cigdem_bulut_600x400Antalya Modern Sanat Kursu Kurucusu Çiğdem Bulut ile sanat okulu olarak misyon ve vizyonlarını konu alan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bulut, “Burası ‘ben’ değil ‘biz’ diyen bir okul” ifadesiyle diğer sanat okullarından farklı olduklarını her anlamda ortaya koyuyor.

 

Çiğdem Hocam öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı mezunuyum. Bulgaristan, Rusya, Moskova, St.Petersburg ‘da oyunculuk, drama atölyelerine katıldım. Sofya Ulusal Tiyatro ve Film Sanatı Akademisi’nde Prof.Dr. Rumen RACHEV ile kukla drama ve oyunculuk teknikleri üzerine eğitim aldım. Amerikalı aktör ve kukla drama sanatçısı Paul ZALOOM ile drama ve kukla üzerine çalışmalar yaptım. Uzun yıllar Antalya Devlet Tiyatrosu’nda bir çok oyunda oynadım. Hayatımın her alanında sanat eğitimleri vardı. Ancak bunu kurumsal anlamda resmi bir platformda yapmak istiyordum ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Antalya Modern Sanat Kursu’nu açtım. Profesyonel olarak burada ekibimle birlikte her yaş öğrenciye eğitim vermeye başladım.

Antalya Modern Sanat olarak eğitim politikanız nedir?

Farkında olmak hayatımızın her anında kullandığımız terimlerin başında gelmektedir. Peki, biz kendi hayatımızın ne kadar farkındayız? Sosyal hayat kalitemiz istediğimiz standartlar da mı, yoksa istediklerimizi hep yarınlara erteleyerek yaşamımızı renksiz ve tekdüze yaşamayı mı seçiyoruz? Uluslararası standartları göz önünde bulundurursak, dış ülkelerdeki bireylerin kendilerine daha çok zaman ayırdıklarını, sanatla ve kişisel gelişimleriyle daha fazla ilgilendiklerini görmekteyiz.
Hedeflerimizin ana temasını “BİZ” olarak belirlemek, katılımcılarımızın hayatlarına ufak dokunuşlarla renk gelmesini sağlamaktır. Hayal gücümüzü genişletmek, yaratıcılığımızı artırmak, hayatımızın her anına estetiği temel olarak koymak, kaliteli ve eşsiz hizmet anlayışımızla hizmet vermeye devam etmek, profesyonel kadromuzla hem çocuklarımızın gelişimine katkıda bulunmak hem de yetişkinlerin hayattan daha fazla zevk almalarını sağlamak, sanatın hayatımızın her noktasına işlemesini sağlamak hedeflerimizi oluşturmaktadır.

Burada hangi eğitimleri veriyorsunuz, biraz bahseder misiniz?

Güzel sanatlar ve konservatuara hazırlık eğitimleri bizim için çok önemli. Çünkü şu ana kadar çalıştırdığımız öğrencilerin yüzde 98’i başarılı oldu. Baktığınız zaman, burası önemli bir mutfak. Bunun dışında diksiyon, kamera önü – sinema oyunculuğu, tiyatro, piyano, keman, gitar ve tüm enstrümanlar diyebiliriz, bunu kısıtlamıyoruz. Çocuklar için yaratıcı drama, bizler için çok önemli. Bizim okulumuzda, drama, tiyatro ve oyunculuk derslerinin dışındaki tüm dersler bire birdir. Drama, tiyatro, oyunculuk konusunda birebir verdiğimiz derslerde var ama onun dışında grup dersleridir. Ancak diksiyon dersi grup olarak verilmez. Diksiyon eğitiminde Antalya’da yanlış anlaşılan bir durum var. Diksiyon dersi, kişiye özeldir. Kişinin kendisine ait konuşma, ses, vurgu, tonlama problemleri vardır ve bu problemleri grup dersinde çözemezsiniz. Eğitmen 10 kişilik bir grupta 2 saatlik bir derste hangi bir öğrencinin sesiyle, tınısıyla, tekniğiyle ilgilenebilir. O yüzden diksiyon dersleri birebir ve özel yapılmalıdır, kişiye özeldir.

 

Okulunuzun diğer sanat okullarından farkı nedir?

Bizim tüm branş eğitmenlerimiz kendi alanında uzman, deneyimli ve profesyoneldir. Bir drama dersine drama öğretmeni girer, herhangi bir öğretmen girmez. Drama derslerimiz çok farklıdır, içerisinde müzik, diksiyon, dans eğitimi vardır ve bunun içerisinde bütün hepsini tek bir öğretmen vermez. Kendi alanında hangi eğitmen uzmansa onun dersi vardır. Herhangi bir yerden bir belgeyle eğitim almış biri bu kurumda ders veremez. Ayrıca, biz bakanlığa bağlı olduğumuz için, bizden alınan tüm eğitimlerin de mutlaka bir belgesi vardır. Bunun dışında, bu okul “ben” değil “biz” diyen bir okul, çünkü sanatta ben biraz bencil bir kavramdır. Drama, diksiyon, tiyatro, oyunculuk, piyano, keman, şan, solfej ve sanatın diğer branşlarında kendi alanında akademi mezunu ve deneyimli uzman bir kadro ile hizmet vermekteyiz.

 

İlk defa eğitim alacak küçük yaştaki bir çocuğu nasıl yönlendirirsiniz?

Eğer bir enstrüman çalmak istiyorsa, küçük yaşta piyanoya başlamak o çocuğumuzun hem sosyal hem sayısal zekasını geliştirir. Bu sebepten dolayı okuma yazmayı öğrenmeden piyano çalmayı öğrenen öğrencilerimiz oldukça fazladır. Ve tabii ki drama 7 yaş ve sonrası için çocuğun algı, farkındalık, özgüven gelişimi ve sosyalleşmesi açısından önemlidir. Yani genel olarak drama ve piyanoya yönlendirme yapıyoruz.

 

Bir veli sizce çocuğunu neden buraya yönlendirmeli ya da yetişkinler neden buraya gelmeli?

Sanat eğitimi insanın kendisini en güzel şekilde ifadesi etmesi ve gerçekleştirmesidir. Salt görsel ve yoğrumsal sanatlar eğitimi değil, tüm ifade tarzlarını kapsar. (müzik, yazın, drama, dans, tiyatro,..)

Moissej Kagan’ın “Sanat bilincin bütün mekanizmalarının açılıp çalışmasını sağlar” sözü ne kadar anlamlıdır. Sanat eğitimi okul öncesi, okul dönemi ve okul sonrasını da kapsayan aşamalı bir süreçtir. Bu sürecin ilk basamaklarından (okul öncesinde) başlayarak çocuk sanatsal yaratıcı etkinlik içinde olmalıdır. Öğrencilerimiz algılama, düşünme, görsel, işitsel ve dokunsal eylemlerinin de katıldığı süreç içinde, derslerimizde önce verilen konuyla ilgili beyin fırtınası ile etkinliğe başlar, hayal eder, düşünür, araştırır, kişiselleştirir, hayallerini, zihninde resmeder, konu hakkında düşüncelerini sınıfça sözel olarak paylaşır, dramatize eder, gerekirse yazıya döker, şiirsel evrene dalıp, müziğin ritmiyle dolaşabilir, dışa aktarır. Bu disiplinli aynı zamanda eğlenceli yaratıcı ve eğitsel süreçte görsel ve işitsel sanatın tutkulu dünyasında küçük ama kocaman yürekleriyle yaşamlarının en büyük adımlarını atarken görsel ve işitsel sanatlara ilişkin temel sanat bilgilerini de kazanırlar.

Veli eğer çocuğunun farkındalığının artmasını ve birey olmasını görmek istiyorsa bizi seçebilir. Ancak bu bir süreçtir. Çocuk açısından baktığımız zaman, 5 – 6 yaş ebeveyne daha çok ihtiyaç olan dönemdir. 7 – 8 – 9 yaş okula başlama yaşı ve artık oyuncaklarını bir kenara atıp yavaş yavaş büyüdüğünü o çocuğa hissettirmek gerekir. Burada farkındalık daha da artar, çocuğun birey olduğunu anlatmak gerekir. Ben drama derslerimde o çocuğun birey olduğunu anlatıyorum, bunu ona hissettiriyorum. Bu yüzden özgüveni gelişiyor. Özgüveni olan çocuk, hedefi olan çocuktur çünkü kendine güvenir. Dramada başarımızın sebeplerinden biri budur. Drama konusunda çok hassasım. Çocuk psikolojisi, benim için çok önemlidir. Ciddi anlamda çocuk psikolojisi üzerine çok fazla eğitimlerle iç içeyiz. Çünkü işimiz çocuğu bireyleştirmek. Sürü psikolojisiyle çocuğun kendi kararlarını verememesi değil. Her insanın hakkı olduğu gibi her çocuğun da kendi kararlarını kendi verebilme hakkı olduğuna inanıyoruz. Tabi ki anne ve babanın onayı ile bu mümkündür. Bizim toplumumuzda 18 yaş sınırı vardır ama bence bu 21’e kadar yükseltilebilir. Bu yaşa kadar çocuğun kararlarını anne-baba kontrolünde vermesi benim için daha uygundur. Ama çocuğun kendini birey olarak hissetmesi o çocuğun özgüvenini geliştirir. Çocuklar için en tehlikeli, aileler için en zor dönem olan ergenlik dönemi, drama ile çok rahat bir şekilde atlatılabilir. Bizim diğer bir farkımız gün içerisinde ve haftanın belli günlerinde tüm veliler ile toplanıyoruz. Bunlar klasik veli toplantısı değil. Bazen velilerimizi de drama eğitiminden geçiriyoruz. Aslında bu velilerle yaptığımız bir toplantıdan çok drama dersi oluyor. Böylece drama, öğrenci ve ebeveyn arasında bir köprü oluyor. 7 den 77 ye tüm yaş gruplarına eğitim veren alanında uzman modern bir sanat okuluyuz.

Teşekkürler…

 

 

 

 

 

 

 

Comments

comments