Main Menu

Stres-siz Birey

Stres stres der dururuz, hiç düşündünüz mü stres nedir?

Bence stres; öncesini sonrasını düşünürken içinde olduğumuz anı kaybetmemiz,

vücudumuzun da bunu görüp, verdiği tepkilerle bize hatırlatmaya çalışmasıdır.

Stresli olunca omuzlarımız kasılır, nefesimiz sığlaşır, elimiz ayağımız karışır,

başımız ağrır, miğdemiz bulanır vs…

Yani beden bizi şöyle bir sarsar, “kendine gel, geçmişe hayıflanıp gelecek için

endişelenmekten bugünü unuttun” der.

Der de biz bunu duyar mıyız, tabi ki hayır!

Bunun yerine biz ne yaparız; şikayet ederiz, öfke duyarız, kavga ederiz, kızarız

bağırırız…

en önemlisi de suçlarız, birbirimizi, patronumuzu, komşumuzu, eşimizi,

dostumuzu, işimizi, havayı…

Bu tabloda ne yazık ki kurbanlar var, zavallı bizlerin başına sürekli aksilikler,

kötülükler, düşüncesiz insanlar geliyor. Onlar yüzünden bir türlü şu stresten

kurtulamıyoruz.

Doğru mu? Koca bir yanlış!

Biz bu hayata kurban olmak için gelmedik. Her birimiz kendi serüvenimizin baş

kahramanıyız. Bütün sorumluluk bizim. Hayatta yaptığımız her şey bizim

seçimimiz. Ölüm ve tuvalet ihtiyacı dışında.

Bizi meydana getiren şey seçimlerimiz. Stresi de, boşvermeyi de biz seceriz.

Mevcut ilişkileriniz, düzeniniz, hepsinden önemlisi siz, sizin fikirleriniz,

hayata bakışınız eskir. Yorulur, güçsüzleşir ve durulursunuz. Tıpkı sonbahardaki

ağaçlar gibi. Size hizmet etmeyen düşünceyi, ilişkiyi, davranışı tıpkı ağaç gibi,

bırakın gitsin. Düşsün ve toprağa karışsın.

Biz de böyle davranmıyor muyuz? Akışına bırakıp kendi işimize bakmaktansa

hep aceleyle ve asil ihtiyacimiz olanın dışında başka işlerle kendimizi yorup

duruyoruz.

Stres-siz birey, kendi işinde, kendi seçimlerini yapan ve yeri geldiğinde

kabullenmeyi bilen kişidir.

Her birimiz eşsiziz. Kendimize özel görünüşlerimiz, gülüşlerimiz, düşüncelerimiz

ve davranışlarımız var. Eşsizliğimizi fark edip bunu doya doya yaşayalım. Bize

yüklenmeye çalışılan kimlikleri fark edip, bunlardan sıyrılalım. Kendin olma

enerjisi ışığımızı ortaya cıkarır.

Stressiz bir hayatı nasıl hazırlayabileceğimizden bahsettik.

Şimdilik nirvanaya ulaşamadığımız için bir şekilde stres hayatımıza geliyor.

Gelince ne yapalım?

Stresli anları hissettiğimizde bunları yönetip, işi kronikleştirmeden rahatlama

yolları da var.

Bedeninizi dinleyin, size verdiği isaretleri fark edin. Kolunuza mı bacağınıza mı

vurdu, önce uyarının yerini tespit edin.

Nefes; nefesinize odaklanın, nasıl alıp verdiğinizi takip edin. Nefesi yavaş yavaş

derinleştirin. Burun deliklerinizi sırayla elinizle kapatıp açarak nefes alın. Bu

sayede o anda kalabilirsiniz. Nefes aldığınız sürece varsınız.

Sağlıklı yaşam elimizdeki sihirli değneklerden biri. Kendinize değer verin. O

hisler yükselmeye başladığında araştırmalar, spor yapmanın çok etkili olduğunu

gösteriyor.

Spor deyince kendinizi spor salonunda hayal edip çocuklar tepemde ne sporu

demeyin.

Yürüyüş yapın, ortamınızı değiştirin. Merdiven inip çıkın. Her konuda olduğu gibi

sporu da yaratıcılığınızla o anda bulun.

Doğru beslenin. Ne dedik, “ siz eşsizsiniz ve çok değerlisiniz”. Vucudunuza çöp

gibi davranıp elinize geleni içine atmayın. Çok stresliydim ne bulduysam yedim

20 kilo aldım diyip gelen danışanlarım var. aslında stres anlarında şeker ve

karbonhidrat yemenin depresyonu pekistirdigi gerçeği yine bilimsel sonuçlarla

destekleniyor. Ne yediğinize bakın. Hemen, stres alametleri geldiği an, su için.

Sağlıklı yaşam benim tercihim, hobim ve işim. Stressiz hayatımın ipuçlarından

biri de bu.

Ne zaman ne yemem gerektiğini, hangi sporun neye iyi gelip nasıl

rahatlatacağını,ne düşünürsem içinde olduğum süreci daha kolay atlatacağımı

düşünür ve uygularım.

Bunları hepsi kolaylıkla öğrenilebilir. Bahaneleri bir kenara bırakın ve önünüze

seçimlerinizi çıkarın.

Önemli olan DİYET değil NİYET!

EŞSİZ BEN’i tercih edin ve stressiz bireyi seçin.

Yaşam Koçu / Life Coaching

Selin Gunsev

selingunsev@gmail.com

Comments

comments

Siz ne dersiniz?